TÜM HABERLER

TÜM HABERLER

Ekinoks Plus Özel Sağlık Sigortası

                    Ekinoks Plus Özel Sağlık Sigortası Demir Hayat’ın derin sağlık sigortası deneyimi, Memorial Sağlık Grubu’nun bilgi ve birikimlerini yakın ilgi ile birleştiren uzman sağlık personeli ve hasta odaklı hizmet anlayışıyla buluştu. Memorial Sağlık Grubu hastanelerinde nitelikli sağlık hizmetinden yararlanabileceğiniz bir sağlık sigortası ürünü ortaya çıktı: Ekinoks Plus Sağlık Sigortası. Demir Hayat Sigorta 23 yıllık sağlık sigortacılığı deneyimi ile ihtiyaca özel planlar üretmeye devam ediyor. Sadece Memorial Sağlık Grubu’nda geçerli, Ekinoks Plus’ın yatarak tedavi ve yatarak+ayakta tedavi, doğum teminatı olmak üzere ihtiyaca göre ve her bütçeye uygun farklı plan alternatifleri bulunuyor. Kimler yararlanabilir ? Türkiye'de yerleşik 18-60 yaş arasındaki gerçek kişiler. Hangi avantajları sağlar ? Ekinoks Plus Özel Sağlık Sigortası; yatarak tedavi ana teminatı yanında, limitleri seçime bağlı ayakta tedavi, doğum ek teminatları ve zengin asistans hizmetleri ile ihtiyaçlarınıza uygun seçenekler sunar. Tüm Türkiye’de Memorial Grubu Sağlık kuruluşlarında geçerli Memorial Sağlık Grubu; İstanbul, Ankara, Kayseri, Antalya ve Diyarbakır’da bulunan 11 hastane, 2 tıp merkezi ve 1 wellness merkezi ile sağlığınız için daima yanınızda. Ömür Boyu Yenileme Garantisi’nden faydalanma imkanı Zengin asistans hizmetleri Online Doktor Diş Paketi* VIP Check-up* Wellness hizmetlerinde indirim avantajı            Ekinoks Plus Sağlık Sigortası sahipleri, Memorial Wellness - Zorlu şubesinde 1 yıl boyunca geçerli olmak üzere aşağıdaki indirimli hizmetlerden faydalanabilirler. Vildan Çelik tarafından uygulanacak Beslenme ve Diyet seanslarında %20 indirim. Medikal fitness danışmanı tarafından özel analiz ile birebir gerçekleştirilen Reformer Pilates seanslarında %20 indirim. Bölgesel yağlardan kurtulabileceğiniz, vücut şekillendirmede en ileri teknoloji olan I-lipo seanslarında %20 indirim. Nemini kaybetmiş, yapısı bozulmuş cilt dokusuna bile güvenle uygulanan en gelişmiş cilt yenileme sistemi Hydrafacial için 4 seanslık paketlerde geçerli %20 indirim. Teminat kapsamı Yatarak Tedavi Yatarak tedavi teminatı anlaşmalı kurumlarda  %100 ve limitsizdir. Ayakta Tedavi Doktor muayene, laboratuvar hizmetleri, görüntüleme ve tanı yöntemleri, ileri tanı yöntemleri, fizik tedavi teminatlarından oluşur. 5.000 TL limitlidir. Doğum Teminatı Doğum teminatı, Yatarak+Ayakta planların kapsamına dahil edilebileceğiniz bir teminattır. Doğum teminatı, hem bebeğinizi hem de sizi güvence altına alır. 2 farklı limit seçeneği bulunmaktadır: 5.000TL ve limitsiz. Bu hizmetlerden faydalanmak için Müşteri Hizmetleri’mizle iletişime geçiniz

Borçluyuz Ama Birikimi Seviyoruz

NN Hayat ve Emeklilik adına Nielsen tarafından ilki Temmuz 2016’da 8 ilde 15 ve üzeri çalışanı olan şirketlerin çalışanları ile yapılan geniş çaplı otomatik katılım araştırmasının şubat sonuçları açıklandı.   Çalışanların otomatik katılım konusundaki yaklaşımlarını izlemek üzere gerçekleştirilen araştırmanın en dikkat çekici sonucu, çalışanların borçları olsa dahi birikim yapmayı ertelemiyor olmaları. Araştırmada, katılımcılara “Borçlarınız yüzünden tasarruf yapmayı erteler misiniz?” sorusu sorulduğunda, borcu olduğunu belirten her 10 kişiden 5’i borcu olmasına rağmen tasarruf yapmayı ertelemediğini ve yastık altı, banka, mevduat gibi yatırım araçları yolu ile birikim yapabildiğini belirtiyor.   BİLİNİRLİKTE EN ÇOK TV REKLAMLARI ETKİLİ   Otomatik katılımın bilinirliğinin oldukça yüksek olması da araştırmanın öne çıkan sonuçları arasında yer alıyor. Her 10 kişiden 9’u Bireysel Emeklilik Sistemi’ne otomatik katılımı duyduğunu belirtiyor ve bu bilgiyi en çok TV reklamlarından edindiklerini ifade ediyor.   NN Hayat ve Emeklilik Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Beste Yıldız, “Araştırmamızın sonuçlarına göre her 10 kişiden 5’i borçları olmasına rağmen tasarruf etmeyi sürdürdüğünü söylüyor. Ancak bu oranın uzun vadede artması çok önemli. Otomatik katılımın bu açıdan atılmış temel adımlardan biri olduğunu düşünüyorum. Çalışanların  dahil olmak için bir efor sarf etmelerini gerektirmeyen, devlet tarafından çok önemli teşviklerin verildiği bu sistem, önümüzdeki dönemde tasarruf alışkanlığının artmasına pozitif katkı sağlayacaktır. Üzerinde durmak istediğim bir diğer nokta da; kişilerin para biriktirmek için vazgeçebilecekleri aylık ortalama keyfi harcama tutarı. 371 lira olarak hesaplanan bu tutarın bir kısmından vazgeçerek otomatik katılıma aktarmak, birikim yaparak emeklilik döneminde ek bir gelire sahip olabilmek için en cazip yöntem. Çünkü sistem her ay maaşımızdan yapılan prime esas kazancımızın %3’üne karşılık gelen kesinti ile uzun vadede birikim yapma olanağı sağlıyor” dedi.

Kadınlar Emeklilikte İyi Maaş, Erkekler Güvence Arıyor

Bireysel emeklilik ve hayat sigortası şirketi AvivaSA, gençlerin bireysel emeklilik sistemine yaklaşımını ve tasarruf alışkanlıklarını öğrenmek amacıyla, Yöntem Araştırma Danışmanlık işbirliği ile “Gençlerin Emeklilik ve BES Algısı” araştırmasını gerçekleştirdi. Türkiye’nin 15-35 yaş arası kentsel nüfusunu temsil eden grup üzerinde yapılan araştırmada, kadınlar ve erkekler arasındaki en önemli farkın, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) algısında olduğu dikkat çekti. Kadınlar BES’i, “iyi maaş almak” olarak algılarken; erkeklerin algısında ise, “geleceklerini garanti altına” almak çok daha önemli…   Konuyla ilgili bir açıklama yapan AvivaSA CEO’su Fırat Kuruca; “Araştırmamızdaki cinsiyet ve yaş kırılımlarındaki bulgular önemli. Genç kadınlarımızın, “iyi maaş” gibi daha somut, olgusal algısının yanında; genç erkeklerimizin, “gelecek garantisi” gibi daha soyut sayılabilecek algısı dikkat çekici. Ayrıca, bu yaş aralığının BES’i, tasarrufa en uygun birikim şekli olarak görmesi; sektörümüzün geleceği için umut verici.” dedi.   Ya BES Olmasaydı? Hem kadınlar (yüzde 58,4), hem de erkekler (yüzde 52,9) BES’i tasarrufa uygun bir birikim şekli olarak görürken; “BES olmasaydı hangi tasarruf araçlarını seçerdiniz?” sorusuna ağırlıklı olarak, vadeli hesap (kadınlar yüzde 46,6, erkekler yüzde 48,9) yanıtını veriyorlar. Vadeli hesabı izleyen yanıtlarsa, gayrimenkul (kadınlarda yüzde 31,6, erkeklerde yüzde 32,6) ve yastık altı (kadınlarda yüzde 21,7, erkeklerde yüzde 18,6) Hem kadınlar, hem erkekler daha fazla devlet katkısı istiyor.   “Gençlerin Emeklilik ve BES Algısı” araştırması, kadınların yüzde 25,4’ünün, erkeklerin ise yüzde 29,2’sinin, gelecek 5 yıl içerisinde BES yaptırmayı planladığını ortaya koyuyor. Araştırma sonuçları ayrıca, hem kadınlarda (yüzde 31,7), hem de erkeklerde (yüzde 38,8) devlet katkısının daha fazla olması durumunda, BES’i tercih edeceklerini gösteriyor. Araştırma sonuçlarına göre, kadınlar sigorta konusunda, öncelikle kurumların internet sitelerinden (yüzde 40,6) bilgi alırken, erkekler ise, eş, dost tavsiyesine önem veriyor (yüzde 38,5).   Erkekler Tasarrufa Daha Eğilimli   Gençlerin tasarruf yapma durumlarının da irdelendiği araştırmaya göre; erkeklerin yüzde 66,6’sı tasarruf yaptığını belirtirken, bu oran kadınlarda yüzde 53,7’ye düşüyor.

TARSİM; Sigorta Sadece Zor Zamanlarda Hatırlanmamalı

Tarım Sigortaları Havuzundan (TARSİM) yapılan açıklamada sigortanın sadece zor zamanlarda hatırlanılmaması gerektiğini belirtti. Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM), sigorta bilincinin toplum genelinde yaygınlaştırılması amacıyla, bu yıl 29 Mayıs – 4 Haziran tarihleri arasında kutlanan Sigorta Haftası ile ilgili bir kutlama mesajı yayınladı. TARSİM'den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "TARSİM olarak, üreticilerimizin talep ve beklentilerine yönelik duyarlılığımız üst düzeyde. Şartlar elverdiğince, yenilikleri en hızlı ve etkin bir şekilde uygulamaya alıyoruz ve üreticilerimizin hizmetine sunuyoruz. Bu yılın başında üreticilerimizin uzun zamandır beklediği İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortasını buğday ürününde uygulamaya aldık, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar için hırsızlık teminatını vermeye başladık ve meyve ağaçları da artık teminat kapsamında. Frekansı ve şiddeti artan risklerle dolu dünyamızda, sigorta artık ihtiyaç ve zorunluluk. Tarımsal üretimde tohum, gübre, ilaç, yem ve diğer bitki besleme maddeleri gibi sigorta da önemli bir tarımsal girdi konumunda. Tarımsal üretimin verimli ve sürdürülebilir olması için sigortayı sadece başımıza kötü bir şey geldiğinde hatırlamak yerine hayatımızın bir parçası olarak görmek, zamanında ve mutlaka yaptırmak son derece önemli. Bu bilincin toplumumuzda oluşması ve yaygınlaşması amacıyla gerçekleştirilen SigortaHaftası'nı kutluyor, üreticilerimize Tarım Sigortalarını ihmal etmemeleri önerisinde bulunuyoruz"

TSEV’den Kısa Süreli Eğitim Programları

TSEV’in sektöre her ay düzenli olarak sunduğu Kısa Süreli Eğitim Programları haziran ayında da yenilenen içerikleriyle sektör ve ilgililere sunuluyor. Yangın, Nakliyat, Havacılık sigortaları ve Reasürans gibi ana branşların yanında sigorta hukuku, dijital sigortacılık ve operasyonel planlama gibi farklı alt dallarda eğitimlerin bulunduğu haziran ayı programında Hazine Müsteşarlığı’ndan uzmanların vereceği iki yeni eğitim de yer alıyor. 1 ila 3 gün arasında planlanan kısa süreli eğitim programlarına katılanlara katılım sertifikası veriliyor. Yeni Başlayanlar İçin Sigortacılığa Giriş Programı TSEV tarafından her ay düzenli olarak organize edilen “Yeni Başlayanlar İçin Sigortacılığa Giriş Programı” hayat dışı ve hayat sigortaları özelinde iki ayrı program olarak hem haziran hem temmuz aylarında planlanmıştır. ‘Hayat Dışı’ sigortacılıkta 4 gün; ‘Hayat’ sigortacılığında ise 3 gün şeklinde planlanan program için son başvuru tarihi, 6 Haziran’da başlayacak program için 2 Haziran; 10 Temmuz’da başlayacak program içinse 5 Temmuz’dur.  Kaza Ve Sorumluluk Branş Eğitimi TSEV’in kaza ve sorumluluk sigortalarında görevli olan çalışanlara yönelik olarak hazırladığı ileri düzey eğitim programı, ağustos ayında başlayacaktır. Sertifika Verilecek Program kapsamında, konusunda uzman eğitmenler eşliğinde “Oto Kaza ve Zorunlu Oto Kaza Sigortaları”, “Sorumluluk Sigortaları”, “Ferdi Kaza Sigortaları” ana başlıkları ele alınacaktır. Program sonunda yapılacak proje – sunum çalışmasının ardından katılımcılara TSEV tarafından başarı sertifikası verilecektir. Ağustos ayında başlayacak ileri düzey eğitim programına; Temel Sigortacılık Eğitim Programı mezunları veya ilgili branşta en az 3 yıl deneyimli olup, karar alma süreçlerinde yer alan çalışanlar katılabilecekler. Branş eğitimlerinde saha çalışmaları gerçekleştirildi. TSEV’in 1973’ten bu yana organize ettiği ve sigorta sektörünün en prestijli programı olarak bilinen Temel Sigortacılık Eğitim Programı Branş Eğitimlerinde bu yıl da saha çalışmaları gerçekleştirildi. Nakliyat Sigortaları Branşı’nda ‘Nakliyat Sigortalarında Hasar Uygulamaları ve Ekspertiz Süreci’ dersine bağlı olarak eğitmen Fikret Gülbahar eşliğinde 4 Mayıs’ta Yılport Limanı ziyaret edildi. Liman görevlilerinin yaptığı tanıtımın ardından katılımcılar gemi yükleme ve boşaltma hakkında izleyerek bilgi sahibi oldular. Gözetim merkezi odasının da ziyaret edildiği saha çalışmasında liman içerisindeki insan değeri üzerine de vurgu yapıldı. Kaza Sigortaları Branşı’nda 11 Mayıs’ta ‘Kaza Sigortalarında Hasar Uygulamaları ve Ekspertiz Süreci’ dersine bağlı olarak eğitmen Ahmet Erdem eşliğinde 10 Mayıs’ta İstinye’de Borusan Oto’ya gidilerek burada bir çalışma gerçekleştirildi. Oto hasar konusunda sürecin işleyişi Borusan çalışanları tarafından uygulamalı olarak katılımcılara anlatılırken, yine canlı olarak ekspertiz çalışması da gerçekleştirildi. Borusan yetkilileri tarafından katılımcıların soruları detaylı bir şekilde cevaplandırılırken, saha çalışması öğle yemeği ile son buldu. Yangın & Mühendislik Sigortaları Branşında ise ‘Mühendislik Sigortalarında Risk Yönetimi’ dersi kapsamında eğitmenlerimiz Süheyl Becan ve Ali Börü eşliğinde 11 Mayıs’ta TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi ziyaret edildi. Öğle yemeğiyle başlayan ziyarette TÜPRAŞ yetkilileri tarafından gerçekleştirilen sunumlarda RUP Projesi ve işletmedeki güvenlik tedbirleri üzerinde duruldu. Katılımcıların sorularının detaylı olarak cevaplandığı soru-cevap bölümünün ardından ise TÜPRAŞ içerisinde araçla saha turu yapıldı. Geçtiğimiz ekimde başlayan 34. dönem Temel Sigortacılık Eğitim Programı’nın ilk yarı yılı ocak ayında sona ermiş; ikinci yarı yıl ise 6 farklı branşta, Yangın & Mühendislik Sigortaları, Kaza Sigortaları, Nakliyat Sigortaları, Hayat Sigortaları, Sağlık Sigortaları ve Muhasebe olarak şubat ayında başlamıştı. Mayıs ayında sona erecek olan programın 35. dönemi duyuruları ve kayıt süreci ise temmuz ayında başlayacak.

"Alkollüyken Kasko Ödemez" Devri Bitti

Yargıtay, çok tartışılacak bir karara imza atarak, sürücünün alkollü olmasını sigorta bedelinin ödenmemesi için tek başına yeterli saymadı. Emsal oluşturacak karara göre, sigorta şirketleri sürücü alkollü olsa da oluşan hasarı ‘kusuru olmaması halinde’ ödemek zorunda kalacak. Yargıtay’dan kasko şirketlerine kötü haber geldi. Yargıtay 17’nci Hukuk Dairesi, sigorta şirketinin ‘sürücü alkollü’ diye karşılamadığı, 10 bin liralık onarım bedelinin ödenmesine vize verdi. N.B adli kadın sürücü, dört yıl önce Mardin Nusaybin’de kaskolu aracıyla tek taraflı trafik kazası yaptı. Hasarlı araç 922 kilometre uzaklıkta Çorum’daki servise çekiciyle taşınıp onarıldı. Sigorta şirketi, “sürücü alkollü” diyerek hasarı ödemedi. N.B, onarım ve çekici masraflarının karşılanması için 16 bin 400 liralık maddi tazminat davası açtı. Davalı temyize gitti Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, davalı sigorta şirketinin avukatının ‘Sürücü alkollü, hasar teminat dışında’ itirazına rağmen bilirkişi raporu ışığında hasarın ödenmesine karar verdi. Mahkeme, 2 Kasım 2011’de faturalandırılan 10 bin 34 liralık onarım ve bin 400 liralık çekici masrafının toplamı 11 bin 434 liranın davacı sürücüye ödenmesine hükmetti. Davalı sigorta şirketi ise kararı temyiz etti. İki taraflı şikayetleri inceleyen Yargıtay 17’nci Hukuk Dairesi, 10 bin 34 liralık tamir masrafının ödenmesini usul ve yasaya uygun bulup onadı. Kanıtlanması gerekir Avukat Alper Sarıca, Yargıtay’ın sürücünün alkollü olmasını sigorta bedelinin ödenmemesi için tek başına yeterli saymadığını belirterek, “Kara taşıtları kasko sigortası genel şartlarına göre rizikonun teminat dışı kalabilmesi için sürücünün sadece alkollü olması yeterli değildir. Kazanın münhasıran alkolün etkisi ile oluştuğunun sigortacı tarafından kanıtlanması gereklidir” dedi. Bir kişinin sırf ‘alkollü’ diye sigorta şirketinin ‘Ben hasarı ödemem’ diyemeyeceğini ifade eden Sarıca şunları söyledi: Kazada alkol etkisi yok “Yargıtay, bu kararda sürücünün alkollü olmasını kazada etkisi olmadığı sonucuna vararak, tazminat talebini kabul etmiştir. Sürücüsü 200 profil alkollü olsun, yolunda giderken, karsı şeritten bir araba gelip üzerine düşerse, kasko şirketi ‘alkollüsün ödemem’ diyemez. Yargıtay’ın uygulamaları bu yönde. Yargıtay, kazaya münhasıran alkolün yol açıp açmadığına, yol, hava şartlarına, kusur oranına bakıyor. Ama biz Türk insaniyiz. Sigorta şirketleri ‘alkollü’ diye hasarı ödemiyor, 100 kişiden 5’i dava açıyor.” Alkol varsa sigorta kesinlikle ödenmez Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Genel Sekreteri Erhan Tuncay, konu ile ilgili olarak şunları söyledi: “Alkollü araç kullanılırken yapılan kazalarda kasko kesinlikle ödemez. Zaten bu durum kanunda da var. 30 ya da 50 profil diye bir sinir da olmadığına göre, alkollü aracın kazasını kaskonun hiç bir şekilde ödemeyeceği sonucu ortaya çıkıyor. Mahkemenin bu kararı neye göre verdiğine bakmak lazım. Türkiye, alkollü araç kullanmanın yasak olduğu bir ülke. Başlangıç noktası olarak bunu alırsak, ödenmeyeceğini görebiliriz.” 922 km çekici ücreti kaskoya ödetilmedi Yargıtay, Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bin 400 liralık çekici masrafının sürücüye ödenme kararını ise bozdu. 922 kilometre çekici ücretinin kaskoya ödetilemeyeceği kararını veren Yargıtay, aracın kaza yerine en yakin servise çektirilmesi gerekirken, Nusaybin’den Çorum’a getirilerek, zararın ağırlaştırıldığını belirtti. Mahkemenin ayni bilirkişiden ek rapor alarak, “olağan” ve “makul” bir çekici ücreti belirlenmesi istendi. Yerel Mahkeme bozmaya uyarsa, “makul-olağan” yeni bir çekici ücreti belirleyecek. Ancak, mahkeme ilk kararda direnirse son sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu söyleyecek.

Tarım sigortaları 6 yılda 8 kat BÜYÜDÜ

TARSİM, 2012 yılı faaliyet raporunu açıkladı. Rapora göre, 2012 yılında poliçe adedinde yüzde 26,6, sigorta bedelinde yüzde 35,9, prim üretiminde ise yuzde 13,3 artış görüldü. 2006-2007 yıllarında üretime başlanan devlet destekli tarım sigortasında, TARSİM’in her geçen yıl yeni teminatlar eklemesiyle sigortalılık oranı arttı. Branşlara eklenen her teminatla çiftçinin sigortaya olan yaklaşımı olumlu yönde değişinken. 2006-2007’de 64 milyon 103 bin lira olan prim üretimi 2012 yılında 499 milyon 348 bin liraya yükseldi. Devlet destekli tarım sigortacılığının Türkiye’deki temsilcisi TARSİM, 2012 yılı faaliyet raporunu açıkladı. Rapora göre 2012 yılında poliçe adedinde yüzde 26,6 oranında artış yaşandı, bu rakam 2011 yılında yüzde 58’di. 2011 yılında yüzde 75 artış gösteren sigorta bedelinde 2012’de yüzde 35,9 oranında artış görüldü ama bu artış 2011 ile kıyaslandığında bir düşüş olarak da görülebilir. 2011 yılında prim üretiminde yüzde 138 olan büyüme oranı 2012 yılında yüzde 13,3’te kaldı. 2012 yılında sigorta bedelinin branşlara göre dağılımıysa şöyle: Bitkisel Ürün yüzde 58,2, Büyükbaş Hayvan Hayat yüzde 21,4, Sera yüzde 13,9, Su Ürünleri Hayat yüzde 3,4, Küçükbaş Hayvan Hayat yüzde 2,1, Kümes Hayvanları Hayat sigorta bedeli ise yüzde 1. Raporda branşlara göre prim üretiminin dağılımıysa şu şekilde veriliyor: Bitkisel Ürün yüzde 54,6, Büyükbaş Hayvan Hayat yüzde 34, Küçükbaş Hayvan Hayat yüzde 5,1, Sera yüzde 3,1, Su Ürünleri Hayat yüzde 2,7, Kümes Hayvanları Hayat yüzde 0,5. Poliçe dağılımında da rakamlar şu şekilde kaydedildi: Bitkisel Ürün yüzde 93,2, Büyükbaş Hayvan Hayat yüzde 4, Sera yüzde 1,9, Küçükbaş Hayvan Hayat yüzde 0,9, Su Ürünleri Hayat yüzde 0,01, Kümes Hayvanları Hayat yüzde 0,03. Bunların yanı sıra, raporda, 2012’de ödenen hasarların branşlara göre dağılımı şöyle aktarılıyor: Büyükbaş Hayvan Hayat yüzde 53,2, Bitkisel Ürün yüzde 40,5, Sera yüzde 5,4, Küçükbaş Hayvan Hayat yüzde 0,8, Su Ürünleri Hayat yüzde 0,1, Kümes Hayvanları Hayat yüzde 0,01. Bitkisel Ürün Sigortası’nın Yıllar İtibarıyla Gelişimi 2007 yılında üretimine başlanan bitkisel ürün sigortasında en çok artış 2011 yılında gözlemleniyor. Öyle ki bu branş 2011’de yüzde 161 gibi çok iyi bir rakam yakalıyor. 2012 yılında bitkisel ürün sigortasında prim üretiminde en çok artış yüzde 15,9 ile Malatya ilinde oluyor. İl bazında poliçe dağılımındaysa yüzde 10,5 ile Tekirdağ birinci. Ürün bazında sigorta bedelini en çok artıransa yüzde 26,9 ile buğday oluyor. Prim üretimi dağılımında ürün bazında yüzde 19,4 ile kayısı ilk sıraya oturuyor fakat poliçe sayısı dağılımında yüzde 42,9 ile buğday birinci oluyor. Ödenen hasarlardan en yüksek oran yüzde 16,6 ile buğday, ödenen hasarların nedenine göre en yüksek hasar sebebi yüzde 73,7 ile dolu yağışından kaynaklanıyor. Sera Sigortası’nın yıllar itibarıyla gelişimi Poliçe üretimine 2006 yılının ikinci yarısından itibaren başlanan Sera Sigortaları’nın 2012’deki toplam prim üretimindeki payı 3,1. Sera sigortaları poliçe adedinde en çok artış 2012 yılında yüzde 121 oldu. Sigorta bedelinde ve prim üretiminde en çok artış 2011 yılında gerçekleşti. Küçükbaş Hayvan Hayat Sigortası’nın yıllar itibarıyla gelişimi 2011 yılında kesilmeye başlanan Küçükbaş Hayvan Hayat Sigortası’nın 2012’de toplam prim üretimindeki payı yüzde 5,1. 2012 yılında bu branş poliçe adedinde yüzde 271, sigorta bedelinde yüzde 322, prim üretimindeyse yüzde 302 artış yakaladı. İl bazında sigortalı hayvan sayısı dağılımında yüzde 9,4, il bazında sigorta bedeli dağılımında yüzde 9,3, il bazında prim üretimi dağılımında yüzde 9,3 ile Konya birinci sırada yer alıyor. HER 4 KİŞİDEN BİRİ TARIM ALANINDA ÇALIŞIYOR Türkiye’de tarım sektörü; nüfusun gıda maddeleri gereksinimini karşılaması, milli gelire ve istihdama katkısı, tarıma dayalı sanayinin ham madde ihtiyacını karşılaması, nüfusun belli bir kesimine istihdam imkanı sağlaması, dışa bağımlılığın önlenmesi ve ödemeler dengesi üzerinde önemli ve olumlu etkilerinin olması gibi başlıca temel nedenlerle, ekonomide stratejik rol ve işlevini korumayı sürdürüyor. Tarım sektörünün ekonomiye katkısını, diğer bir deyimle ekonomideki yerini, Tarımsal Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) belirliyor. GSYİH’nin genel ekonomi içindeki payı, bu katkının büyüklüğünü ve önemini ortaya koyması bakımından önemli. Türkiye’nin millî geliri, 2012 yılında 782 milyar dolara ulaşmış olup, bunun yüzde 8’ini; yani, 62,5 milyar dolarını tarım oluşturdu. Yani, tarımsal GSYİH 2002 yılında 23,7 milyar dolardan, 2012 yılında 62,5 milyar dolara çıktı. Bu değerler, tarım gibi faaliyet alanı büyüklük olarak değişmeyen bir sektörde, daha az insanın, daha çok ürettiğini ve verimliliğin arttığını bize göstermesi açısından önemli. Yine 2002 yılında tarımda kişi başına gelir 1000 dolar civarındayken, 2012 yılı itibarıyla 3 bin 622 dolara çıktı. Ülkemizde 2002 yılında, çalışan insanların yaklaşık yüzde 35’i tarımda çalışıyorken, bugün Türkiye’de çalışanların yüzde 24,6’sına tekabül eden yaklaşık 6,1 milyon kişi tarım sektöründe çalışıyor. Yani, nüfusun 1/3’ü, tarımsal faaliyetlerle geçimini sağlıyor. Bir başka ifadeyle çalışan her dört kişiden biri, tarım alanında faaliyet gösteriyor. Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası’nın yıllar itibarıyla gelişimi 2012'de Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası’nın toplam prim üretimindeki payı yüzde 34. Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası poliçe adedinde en çok artış yüzde 119’la 2009 yılında yaşanırken, sigorta bedelinde en çok artış yüzde 133 ile 2010 yılında gerçekleşti. Bu branş prim üretiminde de yüzde 145’le yine 2010 yılında en çok artışı gerçekleştirmiş. Sigortalı hayvan sayısındaki en çok artış ise 2011 Bu branşta İl Bazında Sigortalı Hayvan Sayısı Dağılımı’nda yüzde 8,5, İl Bazında Sigorta Bedeli Dağılımı’ndaysa yüzde 8,7 ve İl Bazında Prim Üretimi Dağılımı’nda yüzde 7,8 ile birinci Konya. Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası’nda ödenen hasarların nedenine göre dağılımında başı yüzde 44,4 ile ölüm alıyor. Kümes Hayvanları Hayat Sigortası’nın yıllar itibarıyla gelişimi Üretimine 2006 yılının ikinci yarısından itibaren başlanan Kümes Hayvanları Hayat Sigortası’nın 2012 yılında toplam prim üretimindeki payı yüzde 0,5. Bu branşın poliçe adedinde en çok artış yüzde 237 ile 2008 yılında gerçekleşmiş. Sigorta bedelindeki artış ise yüzde 116, prim üretimindeki artış da yüzde 150 ile Su Ürünleri Hayvan Hayat Sigortası’nın yıllar itibarıyla gelişimi Üretimine 2006 yılının ikinci yarısından itibaren başlanan Su Ürünleri Hayvan Hayat Sigortası’nın 2012'de toplam prim üretimindeki yeri yüzde 2,7. Bu branşın poliçe adedinde en çok artış yüzde 185 ile 2012 yılında gerçekleşti. Sigorta bedelinde yüzde 171 ve prim üretiminde yüzde 192 ile en çok artış 2011’de görüldü.

HİZMETLERİMİZ



  0(535)573-9260